alman felsefesinin geldigi son nokta degildir, diyalektik materyalizm hic bir zaman son noktanin o olacagini sanmamistir, ona gore surekli gelisen ve degisen bir dunya da daha dogru, tam ve kapsamli bir idea ortaya atilana kadar ortada bulunacaktir, daha sonra da o fikrin gelisimine engel olmayacaktir. efendim ne diyeyim simdi, diyalektik biliyorsunuz karsitlik olaylari, materyalizm hani boyle olur ya kalem var mi var, guzel o zaman var, boyle olaylar, cok kasmak istemiyorum saglam bir tanim girecegim buna daha sonra. bilimle ilgilidir iste. bilimi gelistirir diyalektik materyalizm, bilmukabele tabi. soyle ki dunya surekli degisiyor. ayni koltuga oturmaniz mumkun degil iki kere. gunese surekli bakiyor olsaniz da ayni gunesi gormezsiniz surekli. bir de nicel birikim, niteliksel degisimlere sebep oluyor.
bilimlerden doğan 19 ve 20. yüzyıldaki ilkel olan materyalizmin bilimin gelişmesiyle geldiği nokta, her şey bir dönüşüm içinde ve herşey kendinden önceki yadsıyarak gelişmektedir.
sosyalizm ve islam bir arada olmaz mı düşüncesinin karşısındaki en büyük engel. marx'ın kemiklerini sızlatmayın olmaz kardeşim. sosyalizmin varoluşuna işemek olur bu. illede böle bir bileşim olcaksa adına başka bir şey demek lazım.
diyalektik materyalizme gelince, işin gerçeği pek çok konuda kastırık bir teoridir. bilimsel değildir. örneğin, bir yadsımanın yadsınması ilkesi vardır. her sürece üçleme olarak bakmayı önerir bu yasa. bazı süreçlere de iyi uyar gerçekten. ama bazen de sıçar. bu konuda engels'in sıçmaları da meşhurdur. engels, şöyle bir örnek verir, a, -a tarafından yadsınır, -a da a^2 tarafından yadsınır. bu örneği gören dönemin ünlü bir matematikçisi, engels kompleks sayıların ırzına geçmiş der, haklı.
doğanın yasaları, fizik kimya biyoloji ne diyosa odur. bilim felsefesi dururken, diyalektik materyalizme ihitiyaç yoktur. ama sosyalizmin felsefesi olarak evet diyalektik materyalizme ama daha çok da tarihsel materyalizme ihtiyaç vardır. ç
doğada ve tarihte belirleyici olan süreçlerin , kendi içlerindeki karşıtlık yoluyla oluştuğunu ve bütün olayların bu maddi temelli ilişkilerle açıklanması gerektiğini savunan felsefe görüşü. tarihsel materyalizm ile birlikte marksist dünya ve tarih görüşünü oluşturur. marx ve engels?e göre materyalim, duyularla algılanabilen maddi dünyanın zihin ya da ruhtan bağımsız nesnel bir gerçeklik olarak ele alınmasına dayanır. marx ve engels zihinsel ya da ruhsal süreçlerin varlığını reddetmemişler, ama düşüncelerin temelde maddi koşuların ürünleri ve yansımaları olduğunu savunmuşlardır. maddeyi zihin ya da ruha bağımlı olarak ele alan , zihin ya da ruhun maddeden bağımsız olarak var olabileceğini savunan bütün kuramları ise, maddeciliğin karşıtı olarak gördükleri idealizm altında toplamışlardır. onlara göre, maddeci ve idealist görüşler felsefenin tarihsel gelişimi boyunca uzlaşmaz bir karşıtlık içinde olmuştur. bu nedenle materyalizm ve idealizmi birleştirmeye ya da uzlaştırmaya yönelik bütün çabaların kaçınılmaz olarak karışıklık ve tutarsızlığa yol açacağını savunan tam bir maddeci yaklaşımı benimsemişlerdir.
marx ve engels kendi diyalektik anlayışlarını büyük ölçüde hegel?in görüşlerinden yola çıkarak geliştirmişlerdir. hegel değişme ve gelişmeyi doğada ve toplumda somutlaşan mutlak tin?in ya da idea?nın bir dışavurumu olarak görürken, marx ve engels değişimi ve gelişimi maddi dünyanın doğasında var olan bir özellik olarak görürüler. bu nedenle hegel?in yaptığı gibi olayların gerçek akışının ?diyalektiğin ilkeleri?nden çıkarsayamayacağını, ilkelerin olaylardan çıkarılması gerektiğini savunurlar.
marx ve engels?in bilgi kuramının çıkış noktası, bütün bilgilerin duyular yoluyla elde edildiği maddeci öncüldür. ama bilgiyi yalnızca verili duyu izlenimlerine dayandıran mekanik görüşün tersine bu kuram, pratik çalışma sürecinde toplumsal olarak elde edilen insan bilgisinin diyalektik gelişimini vurgular. insanlar nesnelere ilişkin bilgileri yalnızca bu nesnelerle pratik etkileşim içinde ve pratiklerine denk düşen düşünceleri biçimlendirerek edinirler. düşüncelerin gerçekliğe uygunluğunun, yani doğruluğunun sınanmasını sağlayan tek araç toplumsal pratiktir. bu bilgi kuramı, kendinde şeylerin yaratıcılığından dolayı insanların yalnızca duyumlanabilir görüntüleri bilebileceğini öne süren öznel idealizme ve duyular üstü gerçekliğin duyulardan bağımsız saf sezgi ya da düşünce ile bilinebileceğini öne süren nesnel idealizme yanı ölçüde karşı çıkar.
diyalektik materyalizm: doğa, toplum ve bilinç olgularını evrensel bir varlık anlayışı içinde bütünler ve bu bütünlüğün aynı çelişme yasasıyla geliştiğini meydana koyar.diyalektik idealizm, gelişme olgusunun genel yasalarının bilimidir, öylesine ki bilimsel gelişme olgusunu bütün öğretiler içinde tek başına temsil eder. her bilim, gerçeğin farklı alanlarındaki gelişmesini ancak o alanda geçerli yasalara bağlar, diyalektik materyalizm bizzat gelişme olgusunu genel yasalara bağlar. bu genel yasalar, kurgusal varsayımlar değil; bizzat doğanın, toplumun ve işleyişinden çıkarılmış ve onlara uygulanarak denetlenmiş ve doğrulukları saptanmış bilimsel yasalardır. bu yasalar, karşıtların birliği ve savaşı yasası, nicelikten niteliğe ve nitelikten niceliğe geçiş yasası, olumsuzlanmanın olumsuzlanması yasası adlarıyla anılırlar. bu yasalar, evrende var olan her şeyin bizzat nasıl devinip geliştiğinin, süreklilikte kesintinin ve karşıtlıkların birdenbire dönüşümlerle, nasıl aşıldığının, eskinin yıkılıp yeninin nasıl oluştuğunun anahtarını verir. diyalektik idealizm, hem bilme ve hem de yapmanın öğretisi olmakla, kuramla kılgının ( teoriyle pratiğin) bağımlılığını da ortaya koymuştur. kuramsız kılgı ve kılgısız kuram olmaz. kılgı kuramla başarılı olabildiği gibi kuram da kılgıdan yansır.
bilimsel sosyalizmin felsefi dünya görüşü. marksist doktrinin felsefi temeli marks ve engels tarafından meydana getirildi, lenin ve takipçileri tarafından geliştirildi. dialektik materyalizm esasen 1840lı yıllarda ortaya çıktı. işçi hareketinin pratiği ile sıkı bağlar içinde gelişmiştir. varlık, ojektif dünya ve bu dünyanın insan zihninde yansıması doktrinlerinin birleştirdigi için aynı zamanda bir bilgi ve mantık teorisidir.
not: çılgın bakire ayferiyi de burada yad etmeden geçemeyecegim. onun sayesinde izm'lerin müptelası olduk.
diyalektik, materyalistik özelliklerden çok metafizik imgelerle örtüştüğünden 'diyalektik materyalizm' konusunun artık çürümüş pozitivist söylemleri desteklemek dışında hiçbir işinin olmadığını söylemek yanlış olmaz herhalde.
metafizik olan hiçbirşeyi kabul etmeyen, maddesel doğa ve evren dışında birşey olmadığını savunan diyalektik materyalizm, diyalektiğin özüyle kesinlikle uyuşmamaktadır.
hem maddesel hem de maddeden bağımsız gerçek diyalektiği anlamak için;
diyalektik materyalizm eleştirisi adı altında yapılan "hegel diyalektiği" övgüsü olunca yazamadan duramadım.
@541164 numaralı entryden bahsediyorum. referans verilen bağlantıda oldukça kaba bir biçimde hegel diyalektiği anlatılmaya çalışılmış. oysaki diyalektik materyalizm, marxizmin temel yapı taşıdır ki; hegel diyalektiği ile yanlız karşıt olmakla kalmaz, onu "ayakları üzerine" kaldırıp ileriye taşır.
dahası spinoza eğer referans alınacaksa, temel iki vurgusu "panteist" algısı ve "özgürlük zorunluluktur" bilinci tartışılabilir. ve emin olun ki; spinozanın "özgürlük" kavramı sizi yine marxizme götürecektir. bir çok felsefecinin ortak oldukları bir yol haritası vardır ki şöyle: spinoza-hegel-marx
kısacası diyalektik materyalizm bu gelişimin şu anki son halkasıdır.